2, 4, … ∞

Köşe Yazısı Künyesi: Kızıl C. (2010). "2, 4, ... ∞", Habertürk Gazetesi, 31 Ağustos 2010 Salı Tarihli Köşe Yazısı, Sayfa 20.

Citation: Kızıl C. (2010). "2, 4, ... ∞", Haberturk Gazetesi (Haberturk Newspaper), August 31, 2010, Tuesday, Page 20.

 
2010 yılı Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS) sonucuna göre, üniversitelerde bu yıl lisans programlarında 327.869 ve ön lisans programlarında ise 233.134 öğrenci eğitim görmeye başlayacak. Farklı bir şekilde ifade etmek gerekirse, toplam 561.003 öğrenci üniversitedeki yaşamlarına ilk adımı atacak. Burada kilit nokta, 2 yıllık yada 4 yıllık süre zarfında yapacaklarının sonsuza (∞) kadar kariyer ve hayatlarını etkileyecek olması…

Belirtilen zaman periyodunu çok iyi kullanmak ve etkin zaman yönetimini gerçekleştirmek hem üniversitede, hem de gelecekte başarılı olmak için ön koşullardan biri. Zamanın değerini kavramak gerekiyor ve bununla ilgili çok güzel bir atasözümüz de mevcut: “Boşa harcadığın bir dakika, ömründen çaldığın bin dakika”. Romalı filozof Seneca ise zamanın anlamını şu sözlerle vurgulamıştır: “Mutluluk başarıya, başarı ise zamanı değerlendirmeye bağlıdır”.

Bu durumda, bir üniversite öğrencisi olarak zaman nasıl efektif kullanılabilir ve 2 yada 4 yıllık eğitim sürecinde neler yapmak gerekiyor soruları gündeme geldiğinden, bunlar üzerinde daha spesifik bir şekilde düşünmek faydalı olacaktır. Öncelikle, bir üniversite öğrencisi olarak denge unsurunu sağlamak ve çok yönlü olmak önemlidir. Artık hem günümüzün iş dünyası, hem de akademik hayatta tek yönlü kişilerin modası çoktan geçmiş olup, bu karakterdeki mezunlara yer yoktur. Dolayısıyla derslerinde başarılı ve yüksek not ortalamasına sahip, sosyal faaliyetlerde etkin ve üniversiteye katkıda bulunan, en az bir yabancı dile çok iyi hakim ve bunu girdiği ulusal-uluslararası sınavlarla belgelemiş, eğitim ve sertifika programlarına katılmış, eğitim hayatı esnasında staj yapmış ve iş hayatına kısmen de olsa aşinalığı bulunan öğrenciler çok daha değerli. İlk bakışta zor gibi gözükse de, dikkatli bir planlamayla 2-4 yılda belirtilen donanımlar belirli bir oranda veya tamamen edinilebilir. Öğrencilik süresince sosyal olup arkadaşlıklar edinirken, limitleri zorlayıp fark yaratmak, kalabalıktan sıyrılmak da şarttır. Unutmamak gerekir de “Hayat aslında bir denge sanatıdır”.

Genellikle üniversiteye yeni başlayan öğrencilerin zihninde belirli klasik düşünceler dolaşır: “Ohooo... Daha mezun olmama koskoca 4 yıl var, hayatta bitmez bu öğrencilik”, “2 yıl mı? Diplomayı almak için çok uzun bir süre!”. Oysa ki ister 2 yıl ister 4 yıl olsun, zaman göz açıp kapayıncaya kadar geçer. Bu nedenle start çizgisinde motoru bağıran, pırıl pırıl ve gıcır gıcır bir Ferrari gibi hazırlıklı olmak gerekir mezun olmadan iş hayatındaki rekabete…

Yıllar ve gelecek daima sürprizlerle doludur, tüm olasılıkları hesaplamak gerekir. Bazı öğrenciler “Her dersten 50 alayım, bana yeter” der. Ancak ne kadar aksini belirtseler de hiç kimse onların gelecekte yükseklisans ve doktora yapmak istemeyeceğini, akademik kariyer ve burs peşinde koşmayacağını garanti edemez. Fikirler ve düşünceler yıllar itibariyle değişebilmektedir. Lisans not ortalaması yalnızca 1 puan az olduğu için istediklerine ulaşamayan birçok mezun vardır. Sosyal faaliyetlerde etkin olmak ve üniversiteye katkıda bulunmak ise öğrencilerin çevresini genişletir, akademik personel tarafından tanınırlıkları artar ve özellikle yurtdışında öğrenimlerini sürdürmek isteyen öğrenciler için belirtilen aktiviteler önemli bir artıdır. En az bir yabancı dile çok iyi hakim olmak ve bunu çeşitli ulusal ve uluslararası sınavlarla belgelemek ise, öğrencilerin güvenilirliğini önemli ölçüde arttırır. Herhangi bir yabancı dile hakim olduğunu savunan ve bunu CV’sinde belirten, ancak belirli bir sınav başarısıyla belgeleyemeyen mezunların önüne geçmeyi sağlar. Ayrıca, eğitim ve sertifika programları öğrencilerin kendilerini ekstra geliştirme gayreti içerisinde olduğunu gösterir. Staj yapmak ise büyük avantajdır. Zira, bazı öğrenciler staj yaptıkları firmalar tarafından beğenildiklerinde, mezun olduktan hemen sonra iş teklifi almaktadırlar. Üstelik, işletmeler çok başarılı olsa da hiç staj ve iş tecrübesi olmayan bir öğrenciye şüpheyle yaklaşabilmektedir.

Sonuçta, başarı fedakarlık ister ve bu yolda belirli fedalarda bulunmak da doğaldır. Önemli olan usta bir satranç şampiyonunun yaptığı gibi taş feda ederek de olsa mücadeleyi kazanmak, mat etmektir. Böylesi, öğrencilik yılları ve üniversiteden arta kalanların yalnızca indirimli taşıma kartı, ucuz sinema biletleri ve okey turnuvaları olmasından çok daha iyidir.