SOYUT GİRDİLERLE SOMUT ÇIKTILAR: ENTELEKTÜEL SERMAYE

 

İş ve Yönetim Dergisi Köşe Yazısı Künyesi: Kızıl C. (2014). "Soyut Girdilerle Somut Çıktılar: Entelektüel Sermaye", Harvard Business Review - Türkiye (Harvard University Press), Cilt: 3, Sayı: 9, ISSN: 2147-3773, Eylül 2014, s. 35.

 

Citation: Kızıl C. (2014). "Soyut Girdilerle Somut Çıktılar: Entelektüel Sermaye" (Tangible Outputs with Intangible Inputs: Intellectual Capital), Harvard Business Review - Turkey (Harvard University Press), Issue: 3, No: 9, ISSN: 2147-3773, September 2014, p. 35.

 

Cevdet Kızıl

 

            Takvimler bundan yıllar önce 1969’u gösterdiğinde, Peter Drucker “bilgi işçisi” terimini ortaya atarak adeta yeni bir geçit açmıştır. 1980’de ise Hiroyuki Itami’nin Japon firmaları üzerinde soyut varlıkların değer ve etkilerini konu aldığı çalışması büyük yankı uyandırmıştır. 1992’de Thomas Stewart da “yeni bilgi ekonomisi”ni vurgulayarak entelektüel sermaye kavramının kök salmasına ve popülerlik kazanmasına liderlik etmiştir.

            Geçmişten günümüze entelektüel sermaye anlayışının gelişmesine karşın, Türkiye’de entelektüel sermaye buz dağının ne kadarlık bir kısmı görülmektedir? Bir başka ifadeyle, 1969’dan bugüne entelektüel sermaye çalışmaları ve uygulamaları küresel anlamda artarken, biz bu büyük bilgi treninin hangi kompartımanındayız? Bu sorulara yanıt vermek için, küçük parçalardan oluşan büyük bulmacaya bir bütün olarak bakmak önemlidir.

            Entelektüel sermaye, literatürde de kabul gördüğü üzere insan sermayesi, yapısal sermaye ve ilişki sermayesi bileşenlerinden oluşmaktadır. İnsan sermayesi, işletme çalışanlarının bilgi, eğitim, yetenek, tecrübe, yaratıcılık ve know-how’ları aracılığıyla firmaya kattıkları toplam değerdir. İnsan sermayesini kritik kılan ise, işletmelerce sahiplenilememesi, ancak kiralanabilmesidir. Bir işletme en yıldız çalışanı başka bir firmaya transfer olduğunda veya en kilit personeli emekli olup balık tutmaya başladığında, onların çalıştıkları süre zarfında sağladıkları tecrübe ve bilgileri depolayacak, diğer çalışanlarla paylaşacak sistemi henüz kuramamışsa, artık belirtilen çalışanların işletme için ifade ettikleri değer “0” dır.

            Yapısal sermaye bileşeni ise işletme altyapısı, süreçler, organizasyon, teknoloji, yazılımlar, bilgisayarlar, bilgi sistemleri, telif hakları, marka, veri tabanları ve inovasyon yetkinliğinin toplam değeridir. Yapısal sermayenin önemli bir faktör olması, insan sermayesini tetikleyip ateşleyen ve insan sermayesine işlerlik kazandıran unsur olmasıdır. Bir işletmenin çalışanları ne kadar iyi ve insan sermayesi ne kadar zengin olursa olsun, zayıf bir yapısal sermaye organizasyonun harekete geçmesini ve çalışmasını engelleyecektir. Ne yazık ki donanımlı ve zengin Ferrari’si olan, ancak kontak anahtarı çalışmadığı için yerinde sayan bir otomobil sürücüsüyle, insan sermayesi zengin fakat yapısal sermayesi zayıf bir firmanın sürücü koltuğunda oturan CEO aynı kaderi paylaşacaktır.    

            İlişki sermayesi elementi de müşteri ve tedarikçi ilişkileri, müşteri sayısı, sponsorluklar, sosyal sorumluluk projeleri ve network (ağ) gibi önemli değerlerin bileşimidir. İnsan sermayesi, yapısal sermaye ve ilişki sermayesinden oluşan entelektüel sermaye, işletmelerin piyasa değerlerinin maddi varlıkları ile borçları arasındaki değerden ne tutarda fazla olduğudur. Bilgi ekonomisi ve bilgi çağı serüveninde ise, entelektüel sermayenin doğru ölçümü ve özellikle etkin yönetilmesi, dalgalı denizlerde rekabet eden işletmelerin yelkende rüzgarı arkadan almalarını, sürdürülebilir rekabetçi avantaj elde etmelerini sağlayacaktır.

            Bilgi çağı ile yüzleştiğimiz günümüzde, entelektüel sermayenin etkin yönetimi firmalar üzerinde nasıl uygulanabilir? Öncelikle, insan sermayesinin zenginleştirilmesi için işletmeler çalışan çeşitliliğine (diversity) önem vermelidir. Genç, tecrübeli ve farklı firmalarda çalışıp değişik kültürleri organizasyona katan mozaik bir personel yapısı insan sermayesini güçlendirecektir. Bayan çalışanların da yönetici pozisyonlarına yükselecek şekilde organizasyona entegre edilmesi artılar sağlayacaktır. Bugünün çeşitliliği zengin tüketici kitlesi, ancak çeşitliliği zengin bir çalışan-yönetici kitlesiyle tatmin edilebilir. Burger King, Chrysler, Coca-Cola, FedEx, General Motors, IBM, Marriott, Mc Donald’s, Pepsi, Procter&Gamble, Sodexo ve Xerox şirketleri bu hususta güzel örneklerdir.

            İnsan sermayesinin efektif yönetimi amacıyla personel dönüşüm oranı da düşük tutulmalıdır. Aksi halde işletmenin yeni personel bulmak amacıyla ilan, reklam ve mülakat giderleri artacak, eğitim yatırımları da israf edilecektir. Eğer bir geminin çoğu mürettebatı yolculuk sırasında gemiden kısa sürede atlıyorsa, geminin kaptanı bunu ciddi olarak düşünmelidir. Örneğin Intel ve Mercedes-Benz’de personel dönüşüm oranları düşüktür. O halde personel dönüşüm hızını nasıl azaltmalı? Bunun için işletmeler çalışanlarını motive edebilir, kurumsal aidiyet yaratılabilir ve işini tutkuyla yapan çalışanlar sahneye sürülebilir. Aynı zamanda yöneticiler rol modellik üstlenmeli, mentorluk sistemi kurmalı, eğitim yatırımları yapmalı, objektif performans ölçüm sistemleri oluşturmalı, mümkünse esnek çalışma saatleri uygulayabilmeli, empati kurmalı, şeffaflık ve iletişime önem vermeli, çalışanlara geri besleme sağlamalıdır.

            Aynı zamanda, insan sermayesinin şirketinizi farklılaştırmasını ve size temel (çekirdek) yetkinlik sağlamasını istiyorsanız şunu unutmamalısınız: “Üstün yetenek ve zekayla donatılmış, ancak daima kendi başına bir odada yalnız oturan bir çalışanınız asla sinerji yaratamaz”. O halde şirket içi etkileşimi artırın, beyin fırtınası seansları düzenleyin, takım ve ekip çalışmasına önem verip organizasyon kültürünüzü buna göre şekillendirin. Herhalde, 2000’li yıllarda Galatasaray’lı Hagi takımında daima tek başına takılıp bilgi ve tecrübelerini paylaşmasa sinerjinin yaratılması ve UEFA Kupası’nın alınması zor olurdu…

            Yapısal sermayenizi diğer şirketlerden daima bir adım önde tutmak için ise Araştırma Geliştme (ARGE) faaliyetlerine önem verebilir, teknolojik altyapınızı güçlendirebilir, müşterileriniz hakkında özel bilgiler toplayabilir ve veritabanları oluşturabilirsiniz. Bu aşamada son yıllarda bankacılık sektöründe yapılan ARGE yatırımları güzel bir örnektir. Aynı zamanda, Amazon.com’un piyasa değerinde zengin veritabanının ve müşteriye özel ürün sunabilme yetkinliğinin de (customization) büyük payı vardır.

             İlişki sermayesi boyutunda ise işletmelerin etik değerlere, kurumsal itibara, etkin marka yönetimine ve değer zincirine önem vermesi faydalar sağlamaktadır. Örnek vermek gerekirse, Toyota firması tedarikçileriyle çok yakın bir ilişki içerisindedir ve bu sayede değer zincirinin tümüne hakim olmakta, uzun vadeli stratejilerini hayata geçirmekte ve kalite standardını garanti altına almaktadır. Ek olarak, ilişki sermayenizi güçlendirmek için sosyal medyayı iyi kullanın. Ülker, Ford ve ING Bank’ı bu aşamada anmak doğru olur.

            Son olarak, defter değerinden çok daha yüksek bir piyasa değerine sahip Facebook’un WhatsApp’ı 19 milyar $’a satın alması, ceplerimizdeki Samsung ve iPhone’lara plastik-metal maliyetlerinin çok daha üzerinde para ödemeye razı olmamız dahi entelektüel sermayenin günümüzdeki önemini ispatlamaktadır. Artık bilançolar, gelir tabloları, fiziksel ve finansal sermayeler gerçek işletme değerlerini yansıtamamaktadır. Bilgi, know-how ve teknoloji ön plandadır. Bilgi çağında satranç tahtasında kendi kaderine terk edilmiş basit bir piyon olmamak için, entelektüel sermaye tabloları ve bilançoları hayata geçirilmelidir.